Türk Uzakyol Gemi Kaptanları Derneği Başkanı Zafer Akbulut, İstanbul Boğazı’nda deniz kazalarının nedenini yalnızca gemi trafiğinde aramamak gerektiğini belirterek bakım eksikliği, nitelikli personel sorunu ve maliyet baskısına dikkat çekti.
Tr.denizxeber.az haber veriyor, Odatv’nin haberine göre İstanbul Boğazı’nda yaşanan deniz kazaları ve son anda önlenen çarpışmalar, gemilerin seyir güvenliğini yeniden tartışmaya açtı. Yalıya çarpan vapurdan tankerler arasındaki çarpışma tehlikesine, karaya oturan ve sürüklenen gemilerden Karadeniz’deki saldırılara kadar uzanan olayları değerlendiren Türk Uzakyol Gemi Kaptanları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Akbulut, sorunun yalnızca Boğaz’dan geçen gemi sayısıyla açıklanamayacağını söyledi.
Akbulut, gemilerin bakımının ertelenmesine, personel sayısının azalmasına ve nitelikli denizci bulma güçlüğüne işaret etti.
BOĞAZ’DAKİ KAZALARIN NEDENİ SADECE GEMİ TRAFİĞİ DEĞİL
Karadeniz’de saldırıya uğrayan iki gemi, 12 Ekim’de İstanbul Boğazı’ndan geçerek Yalova’daki tersaneler bölgesine sevk edildi.
İstanbul Boğazı’nda yaşanan deniz kazaları ve tehlikeli olaylar, seyir güvenliği tartışmalarını beraberinde getirdi. Gemilerin karaya oturması, sürüklenmesi ve çarpışma tehlikesi atlatması üzerine değerlendirmelerde bulunan Türk Uzakyol Gemi Kaptanları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Akbulut, yaşananları yalnızca Boğaz’daki gemi yoğunluğuna bağlamanın doğru olmadığını savundu.
Akbulut, son yıllarda gemi geçişlerinin azaldığını, buna rağmen kazaların yaşandığını belirterek, asıl nedenler arasında gemilerin bakım ve onarımlarının ertelenmesini, personel niteliğinin düşmesini ve maliyet baskısını gösterdi.
Döviz kurunun baskılanmasının armatörlerin kazançlarını etkilediğini söyleyen Akbulut, bunun gemilerdeki personel ve malzeme tercihlerini de değiştirdiğini ileri sürdü.
Akbulut, “Kaliteli personel değil daha ucuz personel, kaliteli malzeme değil yedek parça, orijinal parça değil daha kalitesiz malzemeler, bakım tutuma önem verilmemesi bunda büyük nedenlerden bir tanesi” ifadelerini kullandı.
Eskiden gemilerin bakımına daha fazla önem verildiğini ve nitelikli personel istihdam edildiğini belirten Akbulut, bugün ise bakım ve onarımların ertelendiğini söyledi. Yük bulamadıkları için Karadeniz ve Marmara’da demirde bekleyen gemilerin bulunduğunu anlatan Akbulut, ekonomik koşulların denizcilik sektörünü doğrudan etkilediğini savundu.
“GEMİ SAYISI AZALDIĞI HALDE BÖYLE OLUYORSA…”
Akbulut, Boğaz’daki gemi geçişlerinin geçmiş yıllara göre önemli ölçüde azaldığını belirterek, kazaların yalnızca trafik yoğunluğuyla açıklanamayacağını söyledi.
“Az gemi geçtiği halde böyle oluyorsa bunun çok gemi geçmesiyle alakası yok” diyen Akbulut, gemilerin bakımının zamanında yapılması ve personel niteliğinin korunması gerektiğini vurguladı.
Denizcilikte liyakat sorunu bulunduğunu savunan Akbulut, gemilerin işleyişinin ve bakım süreçlerinin eskisi kadar yakından takip edilmediğini ileri sürdü.
BOĞAZ’DAN GEÇEN HER GEMİYE KILAVUZ KAPTAN ÖNERİSİ
İstanbul Boğazı’nda seyir halindeki Malta bayraklı “IVYAN” isimli kimyasal madde taşıyan tanker, 11 Ekim’de Kanlıca açıklarında kıyıya doğru sürüklendi. Uzun uzun düdük çalan gemi son anda dururken o anlar cep telefonu kamerasına yansıdı.
Akbulut’a göre alınması gereken önlemlerin başında, gemilerin ve personelin daha ayrıntılı denetlenmesi geliyor. Yalnızca Türkiye’den değil, yurt dışından gelen gemilerin de bakım ve işletme koşullarının dikkatle kontrol edilmesi gerektiğini belirten Akbulut, personel sayısının da önemli bir sorun olduğunu söyledi.
Akbulut, 120-130 metre uzunluğundaki, Karadeniz ile Akdeniz arasında çalışan gemilerde 8-10 personel bulunmasını eleştirerek, gemilerin büyüklüğü ve çalışma koşulları dikkate alınarak personel yeterliliğinin değerlendirilmesi gerektiğine işaret etti.
Boğaz’daki tehlikeli olaylarda yabancı gemilerin ağırlıkta olduğunu savunan Akbulut, şu öneriyi gündeme getirdi:
“Artık bu Boğaz’dan geçişlerde özellikle Boğaz’ı sadece Türkiye uğrakı limanlar değil, Boğaz’dan geçerken de bütün kılavuz kaptanlı geçmelerini zorunlu getirebiliriz.”
Kılavuz kaptanın geminin kontrolünde önemli rol oynadığını belirten Akbulut, makine arızası gibi durumlarda da kılavuz kaptanın varlığının daha büyük kazaların önüne geçilmesine yardımcı olabileceğini söyledi.
KARADENİZ’DE BAŞIBOŞ GEMİ TEHLİKESİ
Akbulut, Karadeniz’deki güvenlik risklerinin yalnızca seyir kazalarıyla sınırlı olmadığını belirtti. Savaşta saldırıya uğrayan ve sonrasında sahipsiz kalan gemilerin Türkiye kıyıları açısından da tehlike oluşturduğunu ifade etti.
Şile açıklarında sürüklenen bir gemiyi örnek gösteren Akbulut, personeli bulunmayan, ışıkları yanmayan ve kontrolsüz biçimde sürüklenen gemilerin yeni kazalara yol açabileceğini söyledi.
Akbulut, “Şu anda aslında en büyük tehlike, vurulup bırakılan gemilerin Türkiye sahillerini, Karadeniz sahillerini çöpe çevirmesi” dedi.
Kuzeyli rüzgârlarla birlikte Karadeniz’de saldırıya uğrayan gemilerin ve denizdeki kirliliğin Türkiye kıyılarına ulaşabileceğini savunan Akbulut, başıboş gemilerin seyir güvenliği açısından da risk yarattığını belirtti.
Karadeniz’e kıyısı olan ülkelerin, özellikle Rusya ve Ukrayna’nın, denizcileri hedef alan saldırıların önlenmesi için adım atması gerektiğini söyleyen Akbulut, savaş başladığından bu yana çok sayıda denizcinin hayatını kaybettiğini ifade etti.
Akbulut, Türk bayraklı gemilerin de saldırılara maruz kaldığını belirterek, denizcilerin can güvenliğinin sağlanması gerektiğini vurguladı.
DENİZCİLER NEDEN MESLEĞİ TERCİH ETMİYOR
Derin Mermerci’nin Boğaz’da bulunan tarihi yalısına 7 Ekim’de yolcu vapuru çarptı.
Denizcilik sektöründeki sorunların yalnızca gemilerin bakımıyla sınırlı olmadığını belirten Akbulut, nitelikli personel bulmanın giderek zorlaştığını söyledi.
Eskiden 20 bin tonluk bir gemide yaklaşık 30 personelin çalıştığını, bugün aynı büyüklükteki gemilerde 12-13 kişinin görev yaptığını anlatan Akbulut, personel sayısındaki azalmanın çalışma koşulları üzerindeki etkisine dikkat çekti.
Deniz ulaştırma işletme mühendisliği bölümlerinden her yıl 800-900 mezun verildiğini belirten Akbulut, bunların yalnızca yüzde 1,5-2’sinin kaptanlığa kadar ilerleyebildiğini öne sürdü.
Akbulut, denizciliğin zorlu çalışma koşulları, uzun süreli görevler ve güvenlik riskleri nedeniyle tercih edilmediğini savundu. Maaşların da mesleğin cazibesini kaybetmesinde etkili olduğunu belirterek, gemilerde çalışacak nitelikli personel bulmanın giderek güçleştiğini ifade etti.
Akbulut’a göre denizciliği yöneten uluslararası kuruluşlarda da işverenlerin çıkarları, çalışanların koşullarının önüne geçiyor. Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) bünyesinde bu sorunları defalarca dile getirdiklerini söyleyen Akbulut, denizcilerin korunması gerektiğini belirtti.
“DENİZCİLERE YEŞİL PASAPORT VERİLMELİ”
Akbulut’un gündeme getirdiği bir diğer konu ise denizcilere yeşil pasaport verilmesi talebi oldu.
Yıllardır bu konuda girişimlerde bulunduğunu belirten Akbulut, Türk denizcilerinin yurt dışındaki gemilere katılmak için vize işlemleriyle uğraşmak zorunda kaldığını söyledi.
Kendisi de uzakyol gemi kaptanı olan Akbulut, uluslararası sularda görev yapan denizcilerin acil personel değişikliklerinde dahi vize engeliyle karşılaşabildiğini anlattı.
“Denizcinin özel vizesi, özel pasaportu olması lazım” diyen Akbulut, denizcilerin gerektiğinde kısa sürede uçakla görev yapacakları gemiye ulaşabilmesi gerektiğini ifade etti.
Akbulut, Türkiye’de 4 bin 200 uzakyol gemi kaptanı bulunduğunu, güverte ve makine bölümlerindeki toplam zabitan sayısının ise yaklaşık 9 bin 500 olduğunu belirtti. Buna rağmen denizcilere yeşil pasaport verilmesi konusunda sonuç alınamadığını söyledi.
Vize sorunlarının Türk armatörlerinin personel teminini de etkilediğini savunan Akbulut, yabancı personelin uluslararası seyahatlerde daha kolay hareket edebildiğini, Türk denizcilerin ise çeşitli engellerle karşılaştığını ileri sürdü.
“İNSAN CANININ BU KADAR UCUZ OLMAMASI LAZIM”
Akbulut, denizcilikte eğitim ve liyakatin öncelikli olması gerektiğini de vurguladı. Türkiye’de gemi insanlarının yeterlilik belgeleriyle ilgili sorunlara dikkat çeken Akbulut, gerekli eğitim ve deneyim koşullarının korunmasının önemine işaret etti.
Kıbrıs’ın Türkiye’den uzakyol gemi kaptanı talep ettiğini belirten Akbulut, denizcilikte gerekli düzenlemelerin ancak kazalar ve can kayıpları yaşandıktan sonra gündeme gelmesini eleştirdi.
“Nasreddin Hoca’yı örnek almamız lazım, testi kırılmadan önce kulağını çekmemiz lazım” diyen Akbulut, güvenlik önlemlerinin olaylar yaşanmadan alınması gerektiğini söyledi.
Karadeniz’de daha yüksek navlun geliri elde etmek amacıyla gemilerin riskli koşullarda sefer yapmasının da denizcilerin hayatını tehlikeye attığını savunan Akbulut, gemilerin uğradığı maddi zararın sigortayla karşılanabilmesinin can kayıplarını telafi edemeyeceğini vurguladı.
Akbulut, “Peki o ölenleri geri getirebiliyor musunuz yani?” sözleriyle denizcilerin yaşam güvenliğinin öncelikli olması gerektiğini dile getirdi.





